Anasayfa
Çöp Kamyonu Erken Gelirse Ne Olur?
 

Yazan: Mustafa Özbilge, Tarih: 19-05-2012 18:12  

Okunma Sayısı : 14

Beğenilme : 2

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 Çöp kamyonun bu sokağa, yirmi dört saatte bir kez gelmesi yeterlidir. Hatta fazladır. Çünkü 'büyük şeh(i)r'imizde, çöp kutularının tahliyesi için, çeşit çeşit insanlar, karınca gibi çalışarak: kâğıt-karton, hurda, plastik, yiyecek-giyecek... her nevi maddenin değerlendirilmesine canhıraş bir azimle hizmet etmektedir.

Herkes, farklı bir branşta çalışıyor. Şube şube, kol kol ayrılmış bu insanlar, birbirlerinin sınırlarını hiçbir zaman çiğnemiyorlar. Fecirden, gurûba kadar ve hatta gece geç saatlere kadar; hummalı, ciddi bir çalışma... Bu durum, çevrede toplanacak herhangi bir atık dahi bırakmayıp sanki sihirbazın şapkasındaki tavşan gibi çöp kutularında ne varsa, bir hokus pokusla yok ediyor.

Çöp kamyonu, tabii ki işini aksatmadan yapmalı, buna itirazımız olamaz; ancak geliş saatlerini bir düzene oturtmalı ki diğer arkadaşlara zulüm yapılmış olmasın.

Dün akşam, dükkanın önündeki çöp kutusunun hemen yanında, demir boruların birbirine kaynatılmasıyla tutma yerleri uzatılmış, üzerine harar bırakılmış, küçük tekerlekli, iki el arabası duruyordu. Çöpümü atarken, kaldırım taşlarına çökmüş iki çocuğu fark ettim.

Fatih ve Veysel...

İkisi de esmer, karayağız, on beş yaşındalar. Gerçi yüzlerindeki pas tabakasının kazınması, tenlerinin nasıl olduğu bahsinde, bizi yanıltabilir. Fatih; kara, kıvırcık bir kafa. Veysel'in saçları düz siyah. Bıyıkları yeni terlemiş dahi diyemeyeceğim bu çocukların.

Fatih, sekizi bitirmiş; Veysel, yediden sonra devam edememiş okula. Sanayideki bir depoda yatıp kalkıyorlar, Siverekliler. Veysel'i işaret ederek, uzaktan akrabayız diyor Fatih. Kilo işi, plastik topluyorlar. Ayda yedi yüz lira kazanıp iki yüzünü kumanyaya veriyorlarmış, kalanını ise Siverek'e...

İkisi de üzgün, çaresiz bir çehreyle dalgalı alınları. Mola mı verdiniz, diyorum. Gülümsüyor Fatih. Gözlerini kısıyor. Meğer belediyenin çöp kamyonu, bu akşam erken sefere çıkmış. Bize bir şey bırakmadı diyor Veysel; eldivenleri önünde duruyor, elleri boynunda asılı. Durumu, birkaç kelimeyle ifade ediyor Fatih:

-Bugün az oldu abi!

Bütün bunlar yaşanırken şâhitli, biz akşamın gölgesinden sıyrılan üç kafaydık. Ben bir manifesto ile konuşmayı tamamlama düşüncesindeydim, ancak kelimeler; dişlerimin arasında dolanarak harflere birden bölünüverdi. Dudaklarımda, yeniden toparlayıp onları, hançeremden semâya uçurmaya ne kadar uğraştıysam, apartmanların keskin çizgilerine çarpan şaşkın kanatlar, boğuk bir âvaz olarak dağılıp beton zemine öylece düştüler:

"Muhtâc-ı zevk-ı Hâlık iken serbeser cihân

Mahlûktan niyaz mezellet değil midir?"*

değil midir?

değil

mi?

Son Güncelleme: 19-05-2012 18:17

Anahtar kelimeler : mustafaözbilge, çöpkamyonu
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
Çizgi Film Persepolis’e Para Cezası mı?
 

Yazan: İbrahim Demirkan, Tarih: 12-05-2012 23:15

Okunma Sayısı : 48

Beğenilme : 5

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış


 Tunus’ta özel bir televizyon kanalının sahibi, ‘Persepolis’ filmini yayımlayarak kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle 1400 dinar (yaklaşık 1619 TL) para cezasına çarptırılmış.

Verilen haberlerde genel olarak şöyle deniliyor; Tunus mahkemesi, “Nessma TV” adlı televizyon kanalının sahibi Nebil Karui’yi dindar kişilerce kutsal addedilene hakaret eden, Tanrı tasvirinin yer aldığı “Persepolis” adlı çizgi filmi yayımlayarak kamu düzenini bozmaktan suçlu bulunmuş.

Kararın açıklandığı mahkeme binasının önü, televizyon kanalı aleyhinde ve lehinde sloganlar atan büyük kalabalıklarca düzenlenen gösterilere sahne olmuş ve gösteriler sırasında Selefiler “Laiklerin Tunus’ta yeri yok” şeklinde sloganlar atmışlar.

Şimdi gaza getirme, olmayan bir şeyi var gibi gösterme ya da siyahı beyaz gösterme diye buna derler.

Filmde tanrı tasviri filan yok orayı geçelim tamamen abartma ve çarpıtma.

Bir defa 2007 Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülüne layık görülen ve Fransızca konuşturulan bu siyah-beyaz çizgi film tek derdi İran gibi gözükse de (Bir çok İranlı sinemacının filmi de bu festivalde ödüle layık görülmüştür yani batılılar illa İran düşmanı filmleri ödüllendirmiyorlar) şeriat yada laik düzenlerin insana mutluluk getirmediğini ve getiremeyeceğini anlatan yapısıyla kesinlikle tek taraflı bir yapım değil.

Şimdi dikkatleri buraya toplarsanız bu filmle ilgili önemli bir yönünden bahsedeceğim; Film Türkiye gibi laikliği benimseyen (Buna Tunus’da dâhil) ülkelere aslında açıkça ‘Batıya hayatta yaranamazsınız, bizlere boşa benzemeye çalışmayın biz sizleri kabul etmeyiz’ mesajını veriyor. Filmin ana öğesi olan kadın karakter batıda aradığı mutluluğu gerek aşk hayatında gerekse insanca yaşama zemininde kazanamamış bir insan olarak filmi bitiriyor. İzleyenler görecektir ‘Ötekileştirilmiş’ ve her daim ikinci sınıf vatandaş konumunda bir hayata mahkûmsun mesajıyla filmi sonlandırıyor.

Bana göre İslamcıları değil tam tersi laikleri vuracak bir film.


Son Güncelleme: 12-05-2012 23:51

Anahtar kelimeler : ibrahimdemirkan, persepolis
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
İlle de Bir İdeolog /Ya
 

Yazan: Rafet Küçük, Tarih: 01-05-2012 19:06

Okunma Sayısı : 88    

Beğenilme : 14

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 hakikati yetirmeyen nedir kimisinde
arttırdığı nedir bilmem
eksik olmaz hiç…
cehennem diyordu.

Bir kısmım bir kısmımı yiyor ya Rabb
koca yıldızlara bak, o da öyle

böylesi bir derya iken hakikat
damla olamaz da
pınarım ben çınarım ben
ol karınca....

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cehennem, Rabbine şikâyet ederek dedi ki: “Ey Rabbim, bir kısmım diğer kısmımı yiyor.” Bunun üzerine ona iki nefese izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. İşte bu, en şiddetli bulduğunuz hararettir. Öbürü de en şiddetli bulduğunuz soğuktur.”

[Buhârî, Bed'ül-Halk 10; Müslim, Mesâcid 185, (617); Tirmizî, Sıfatu Cehennem 9, (2595); İbnu Mâce, Zühd 38, (4319); Muvatta, Vükûtu's-Salât 27, (1, 15).]

YILDIZLARIN HAYATI

Yıldızlar yaşam sürelerinin %90’ında çekirdek yakınında yüksek sıcaklık ve yüksek basınçlı çekirdek kaynaşması tepkimeleriyle hidrojeni helyuma çevirir. Bu tür yıldızların ana dizide olduğu söylenir ve cüce yıldız diye adlandırılırlar. Ana dizinin başlangıcından itibaren yıldız çekirdeğindeki helyum oranı düzenli olarak artar ve dolayısıyla da çekirdekteki çekirdek kaynaşması tepkimesini istenen hızda tutabilmek için yıldızın sıcaklığı ve parlaklığı yavaşça artacaktır. Örneğin yaklaşık 4,6 milyar yıl önce ana diziye giren Güneş’in o zamandan beri parlaklığının %40 arttığı tahmin edilmektedir.

En azından beşte iki güneş kütlesine sahip olan yıldızlar çekirdeklerindeki hidrojeni tükettiklerinde dış katmanları genişler ve soğuyarak bir kırmızı dev oluşturur. Yaklaşık 5 milyar yıl sonra Güneş kırmızı dev olduğunda o kadar büyük olacak ki Merkür’ü ve büyük olasılıkla Venüs’ü de içine alarak yok edecektir. Kurulan modellemelere göre Güneş’in Dünya’nın şu anki yörüngesinin (1 astronomik birim, ya da AU) %99’u kadar genişleyeceği tahmin edilir. Ancak o zamana kadar Güneş’in kütlesinin azalması nedeniyle Dünya’nın yörüngesi 1,7 AU’ya çıkacaktır ve böylece güneşin içinde kalmaktan kurtulacaktır. Ancak Güneş’in parlaklığı birkaç bin katına çıkarken Dünya üzerinde ne okyanus ne de havayuvar (atmosfer) kalacaktır.

Ve tabii sonra da küçülecek.. Beyaz cüce olacak. Dünya kütlesi kadar bir şey olacak. Isısı ve ışığı kalmayacak tabii.

Şimdi… Yıldızların yaşamı ile hadis arasındaki paralelliğe pür dikkat.

 

 Yazan

Rafet Küçük

Son Güncelleme: 01-05-2012 20:28

Anahtar kelimeler : rafetküçük, ideolog
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...