|
Ülkemizdeki bir çok sorunların temelinde aslında demokratik,sağlam ve sivil bir anayasamızın olmayışı yatmaktadır.İlk iki anayasamız büyük bir savaş ve mücadelenin sonucunda kurulmuş yeni bir devlette olabileceğinin en iyisi sayılabilirler.
Sonraki iki anayasamız ise ne yazıkki içerikleri ''iyi-kötü...'' şeklinde tartışılabilen ve askeri bir darbenin ürünleri olarak karşımıza çıktılar.Askeri mantık ile hazırlanan bir anayasa en azından çağdaş demokrasi ile yönetilen bir ülkenin kalıplarına uymadığından dolayı bugün karşılaştığımız bir çok sorunu çözümleyebilmek mevcut anayasa ile mümkün olamamaktadır. Çok eskilere gitmeye gerek bile yok,örneğin ''367 krizi,askerlere sivil yargı yolunun açılmasının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesi,siyasi partilerin sık sık kapatılabilmesi gibi...''sorunları çözerken meydana gelen yansımalar evrensel dünyada izahı güç sonuçlar doğurabilmektedir. Birde daha ilginç olanı mevcut anayasamıza göre,darbe yapabilen bir ordunun generali bunun kendilerine verilmiş anayasal bir hak olduğunu söyleyebilmektedir.Belki bu mevcut anayasa açısından doğruda olabilir ancak demokratikmidir? Ayrıca anayasamıza göre ''darbe ve darbe planı''yapmak suç olmakla birlikte ne hikmetse ''darbeci''askerlerin yargılanması mevcut anayasa ile oldukça güç olabilmektedir.Zira anayasayı yapan askeri irade,kendince haklı sebeplere dayanarak,''darbe''yapan askerinide koruyup gözetmektedir.Örneğin 1982 Anayasa'sını yapanlar,anayasanın sonunda yer alan ekteki geçici 15. madde ile cunta döneminde yapılmış uygulamaları ve çıkarılmış bulunan yasaların Anayasa'ya uygunluğu bakımından herhangi bir denetimini yasaklamaktaydılar. Günümüzdede benzer sayısız örnekler orta yerde duruyor.Her ne kadar inkar edilsede,''bunlar seminer notları...''denilsede belli dönemlerde hazırlanmış''darbe planları''nın(Balyoz yada(Meriç),Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven, AKP ve Gülen'i Bitirme' belgesi,Kafes Eylem planları...)gibi belgelerin altında ıslak imzası olduğu resmen tespit edilen bir çok asker ellerini kollarını sallayarak ortalıklarda dolaşabiliyor iken aynı suça bilerek veya bilmeden iştirak etmiş bir çok sivil ise tutuklu olarak içeride ve devam eden''ETÖ'' davasının sonuçlanmasını beklemektedir. Acaba hangi demokratik bir ülkede böyle bir garabetlik yaşanabilir ve hangi demokratik ülkede ''darbe''yapabilmek anayasal bir haktır? Bu açıklamayı yaptıktan sonra ülkemizdeki ve Osmanlı Devleti'ndeki ''Anayasal Süreci''kısaca inceleyebiliriz.
Osmanlı İmparatorluğu Ve Günümüze Kadarki Anayasal Gelişmeler 1-Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir. Osmanlı tarihinde ilk kez; bu belgeyle bir padişah, devletin bozuk durumunu düzeltmek üzere, taşra teşkilatındân yardım istemektedir.İki taraflı bu anlaşmayla Padişahın hakları, az da olsa daraltılmıştır. Bu suretle ilk defa mutlak iktidar, sınırlı bir iktidara dönüşmeye başlamıştır. 2-Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı veya diğer adıyla Gülhane Hattı hümayunu'dur. Bu da tabii ki bir Anayasa değildir. Fakat anayasal gelişmeler içerisinde önemli bir yeri olan bir belgedir.Abdülmecit döneminde yapılmıştır. 3-Diğer Fermanlar Tanzimat Fermanı'ndan sonra iki ferman daha çıkarılmıştır. Bunlardan birincisi Padişah Abdülmecit'in Babıali'de okuduğu 1845 tarihli Hattı Hümayun'dur. Daha önce vaad edilen kanunların çıkarılmadığını vurgulayan bu fermanda Padişah, gerekli düzenlemelerin yapılması için direktifler vermektedir. Bunu takiben, 1856'da çıkarılan Islahat Fermanı'da yine bir takım yasal düzenlemelerle imparotorluğun sorunlarına çözüm arayan önemli bir belgedir. Abdülaziz döneminde yapılmıştır. Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır. 1876 Anayasası 1-Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.Padişahın, o zamana kadar fermanlarla sınırlanmış da olsa, tek başına kullandığı otorite bundan böyle, Padişahla meclis arasında taksim edilmektedir. 2-Bu Anayasa ile yasama yetkisi, Meclisi Umumi adı verilen ve Heyeti Ayan ile heyeti Mebusan adlarında iki meclisten oluşan bir organa verilmiştir. Yani iki meclis sistemi kabul edilmiştir. 3-Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer. 4-Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir. 5–1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir.1876 Anayâsası, 1909 ve 1914 tarihlerinde iki kez değişikliğe uğramıştır. 1921 Anayasası (TEŞKİLAT-I ESASİYE) 1-Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği) 2-Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır. 3-Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır. 4-TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır. 5-İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır. 6-Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir. 1921 Anayasa'sının Başlıca Özellikleri 20 Ocak 1921 tarihli bu Anayasa aynı zamanda,24 maddelik çok kısa bir Anayasa'dır.Olağanüstü durum ve şartlar içerisinde hazırlanan bu Anayasa ayrıntılı hükümlere yer vermemiştir. Hattâ hak ve hürriyetler veya yargı gücü gibi temel konular da Anayasa'da yoktur. Yasama ve yürütme gücü, şeriat hükümlerinin uygulanması, kanun yapılması, uluslararası andlaşmalar yapılması, üyeleri iki yıl için seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkileri arasındadır. Meclis hükümeti sisteminin kabul edildiği Anayasa'da bütün yetkiler Meclis'e verilmiştir. Bu Anayasa'da 1923 yılında yapılan bir değişiklikle, devletin şeklinin cumhuriyet olduğuna dair bir hüküm Anayasa'ya konulmuştur. Bunun yanısıra, devletin dininin İslâm dini olduğuna dair başka bir hüküm de Anayasa'da yer almaktadır. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilmektedir. 1924 Anayasası 1-Kısa, sabit, sağlam yapılı ve kendi içinde tutarlı bir anayasadır. 2-1921 Anayasası gibi pek ayrıntılı olmıyan bu Anayasa da 105 maddeden ibarettir.Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu belirtilmiştir. 3-Bu Anayasa da tek meclis sistemini kabul etmiştir.Türkiye Büyük Millet Meclisi adını taşıyan bu meclis 4 yılda bir şeçilir. Seçmen yaşı 22 ve seçilme yaşı 30 dur. 1934 tarihinde kadınlara da seçme hakkının tanınmasıyla seçimlerde genel oy esası kabul edilmiş oluyordu. 1935 seçimlerinde kadınlar, ilk kez, hem seçmiş ve hem de seçilmişlerdir. 4-Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.Anayasa'nın 5. maddesine göre, yasama yetkisi ve yürütme gücü Türkiye Büyük Millet Mecilsi'nde toplanır. Meclis, yasama yetkisini bizzat kullanır. Yürütme yetkisini ise kendisi tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği bir bakanlar kurulu eliyle kullanır. Meclis her zaman, hükûmeti denetleyip düşürebilir. Görüldüğü gibi, her iki yetki de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin elinde toplanmıştır.1924 Anayasası güçler birliği ve vazife ayrılığı esasına dayanan bir Anayasadır. 5-Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter hükümeti sistemi arasında karma bir hükümet benimsenmiştir.Cumhurbaşkanı,Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, kendi üyeleri arasından, dört yıl için seçilir. Yeniden seçilmek mümkündür. Cumhurbaşkanı Başbakanı seçer. Başbakan da Bakanları seçen Bakanlar Kurulu listesini hazırlayan Başbakan bunu Cumhurbaşkanının onayına sunar. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan bakanlar listesi programı ile birlikte, Meclise sunulur. Meclis tarafından kabul edilen Bakanlar Kurulu kurulmuş olur ve göreve başlar. 6-Başlangıçta devletin dini, İslâm dini olarak kabul edilmişse de 1928 yılında bu hüküm Anayasa'dan çıkarılmıştır. 7-Anayasa'nın 5. faslı hak ve hürriyetlere ayrılmıştır. ''Türklerin Hukuku Ammesi'' başlığını taşıyan bu faslıda klâsik hak ve hürriyetlere yer verilmiştir. Bunlar, 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin paralelinde düşünülmüş ve konulmuş hürriyetlerdir. Haklar ve hürriyetler arasında, sosyal ve ekonomik haklardan hemen hiç bahis yoktur. Yalnızca mülkiyet hakkı, çalışma hakkı ve ticaret hakkına kısaca değinilmekle yetinilmiştir. 1924 Anayasası 7 defa değişikliğe uğramıştır. 1928 yılında yapılan ilk değişiklikle Anayasa'da bulunan dinî ibareler çıkarılmıştır. 1931 yılındaki değişiklik bütcenin, malî yıl başlamadan en az üç ay önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilmesi zorunluluğunu getirmiştir. 1934 yılındaki üçüncü değişiklikle kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. 1937 yılı değişikliğiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 ilkesi Anayasa'ya geçirilecek, Anayasa hükmü şekline getirilmişir.1945 te yapılan altıncı ve 1952 yılında yapılan yedinci değişiklikler Anayasa'nın diliyle ilgilidir. İlk değişiklikle Osmanlıca kelimeleri yeni Türkçe'ye çevrilen Anayasa, ikinci değişiklikle yeniden, eski Osmanlıca dile döndürülmüştür. Bu yedi değişikliği geçiren Anayasa, 1960 yılına kadar yürürlükte kalmış, 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi sonucunda yürürlükten kalkmıştır. 1961 Anayasası (27 Mayıs Askeri Darbesi Sonucu Hazırlanmıştır) 27 Mayıs 1960’da başta bulunan iktidarı bir askeri hareketle deviren subaylar grubu örgütlenerek, kendilerine Millî Birlik Komitesi adını vermişlerdir.Millî Birlik Komitesi; kısa bir süre sonra, bir kanun yaparak, 1924 Anayasası'nın bazı hükümlerini değiştirmiş veya yürürlükten kaldırmıştır.12 Haziran 1960 tarihli ve sayılı bu kanuna ''Geçici Anayasa'' da denilmiştir. Bu geçici Anayasa'ya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait hak ve yetkiler, bu kanundan sonra, Millî Birlik Komitesi'ne geçmiştir. Millî Birlik Komitesi, 27 maddelik bu kanun uyarınca, bir bakanlar kurulu oluşturmuştur. Bu sıralarda, yeni bir Anayasa yapılması çalışmalarına başlanmıştır. Milli Birlik Komitesi bir takım üniversite öğretim üyelerinden bir komisyon oluşturmuş ve onu yeni Anayasa'yı hazırlamakla görevlendirmiştir. Bu komisyon bir anket hazırlıyarak, çeşitli kuruluşlara gönderip, yeni Anayasa hakkında görüşlerini almıştır. İstanbul Komisyonu adı verilen bu komisyonun çalışması uzayınca, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyeleri kendi aralarında bir Anayasa komisyonu kurarak, bir Anayasa tasarısı hazırlamaya başlamışlardır. Daha önce bitirilen bu tasarı, Millî Birlik Komitesi'ne sunulmuştur. Bu sırada, memleketimizde ''Kurucu Meclis'' adıyla bir meclisin kurulması ve Anayasa'yı bu meclisin hazırlaması görüşü ortaya atılmıştır. 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı yasayla Kurucu Meclis oluşturulmuştur. Bu oluşturulan Kurucu Meclis, iki meclisten meydana getirilmiştir: Birincisi meclis 27 Mayıs 1960 hareketini yapan subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesi, ikincisi ise Temsilciler Meclisi'dir. Temsilciler Meclisi halk tarafından seçilmemiş, bir takım kuruluşların, içlerinden seçip gönderdikleri temsilcilerden oluşmuştur. Bu Meclis 6 Ocak1961 tarihinde Ankara'da toplanarak çalışmalarına başlamıştır. Meclisin içerisinden seçilen bir Anayasa Komisyonu, bir Anayasa tasarısı hazırlamış ve bu tasarı, Temsilciler Meclisinde görüşülmeye başlanmıştır. Burada kabul edilen tasarı Millî Birlik Komitesi'ne gönderilmiş, fakat Temsilciler Meclisi'nin kabul ettiği tasarının bir çok maddeleri, Millî Birlik Komitesi tarafından reddedilerek, tasarı geri yollanmıştır. Sonuçta yeniden tartışılan tasarı 4 Nisan 1961’de kesin şeklini almıştır. 20 Temmuz 1961 tarihli Resmi Gazete'de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adıyla yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. A-Genel Özellikleri: T.B.M.M.;Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluşuyordu. Millet Meclisi 450; Cumhuriyet Senatosu ise 150 üyeden oluşturuldu. Daha önce olduğu gibi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan oluşmak üzere iki başlı bir yürütme organını benimseyen anayasa da Cumhurbaşkanlığı biraz daha sembolik bir makam olarak düzenlendi.Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldan yedi yıla çıkarılıyor fakat iki kez üst üste seçilme şansı ortadan kaldırılıyordu. 1961 Anayasası’nda bulunan farklı bir özellikte hükümete T.B.M.M. dışından da bakan alma olanağı vermesiydi. Ayrıca ilk kez olarak özerk kuruluşlar T.R.T.ve üniversitelerin yapısıda düzenleniyordu. Temel hak ve hürriyetleri Batı normlarına uygun bir şekilde düzenleyen anayasanın bu alana ilişkin bölümleri bireylerin devlet karşısında ki konumunu güçlendiren ayrıntılı hükümler vardı. Kişi dokunulmazlığı,özel yaşamın korunması,düşünce ve inanç özgürlüğü gibi kavramların sınırları oldukça geniş tutulmuştu. 12 Mart 1971 yılında ki askeri müdahaleyle anayasada yapılan değişiklikler oldukça önemlidir. Buna göre T.R.T.’nin özerkliği kaldırıldı;üniversitelere müdahale kolaylaştı;yargı bağımsızlığını zedeleyen düzenlemeler getirildi. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kurulmasını öngören,askeri mahkemelerin yapısını değiştiren,Yargıtay’ın yeniden düzenlenmesini sağlayan değişiklikler yapıldı. B-1961 Anayasası’nın Maddeleri ve Özellikleri: 1961 Anayasası altı kısma ayrılmıştır.Bunlar sırasıyla şunlardır: GENEL ESASLAR(1.-9. maddeler)evletin temel niteliklerinin açıklandığı bölümdür. Kısım(10.-62.maddeler):Temel Hak ve Ödevler,Kişinin Hak ve Ödevleri, Sosyal ve İktisadi Ödevler,Siyasi Hak ve Ödevleri ol- mak üzere dört bölümden oluşuyordu. Kısım(63.-152. maddeler):Yasama,yürütme ve yargı bölümlerinden oluşuyordu. Kısım(153.-154. maddeler):Çeşitli Hükümler(Devrim yasalarını güvence altına alıyor ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları belirtiliyor. Kısım(22 adet):Geçici Hükümler Kısım(155.-157. maddeler)Anayasanın değiştirilmesine ilişkin maddeleri içeriyor. 9 Temmuz 1961 de halk oylamasına sunulan Anayasa tasarısı,oylamaya katılanların % 61,5 inin olumlu oylarıyla kabul edilmiştir.Böylece 1961 anayasası %40’a yakın bir muhalefetle kabul edilmiş oluyordu.Muhalefetin nedenleri: 27 Mayıs hareketiyle iktidardan uzaklaştırılan Demokratik Parti taraftarlarının bu hareket sonucu hazırlanan 1961 Anayasanın haksız mücadelenin ürünü olduğunu düşünmeleri. Anayasa hazırlanırken Demokrat Parti tabanın dışlanmasıdır. 1982 Anayasası (12 Eylül Askeri Darbesi Sonucu Hazırlanmıştır) 1982 Anayasası olarak bilinen anayasa değişikliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin hâlihazırdaki anayasasıdır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında hazırlanmış ve 18 Ekim 1982 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 1982'de yapılan halk oylamasına sonucu şu şekilde gerçekleşti: 1982 Anayasası, 1.626.431 "red" (yüzde 8.63) oyuna karşılık, 17.215.559 "kabul" (yüzde 91.37) oyuyla kabul edildi. Bu yüksek kabul oranının sebepleri arasında MGK'nin partiler üstü görünümü, medyanın sıkı denetim altında tutulması, siyasî partilerin kapatılmış ve değişik görüşlerin ortadan kaldırılmış olması, 1980 öncesinin halkta derin izler bırakması, şiddet olaylarına tepki, eski siyasî iktidarlara güvensizlik ve referandumum sonucunun "hayır" çıkması dahilinde olacakların belirsizliği sayılabilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Başlangıç, Genel Esaslar, Temel Haklar ve Ödevler, Cumhuriyetin Temel Organları, Mali ve Ekonomik Hükümler, Çeşitli Hükümler, Geçici Anayasada devlet, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır. Devletin şeklini, dilini, başkentini ve rejimin temel özelliklerini belirleyen ilk üç madde 4. maddede belirtildiği üzere değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez Egemenlik TBMM bünyesinde vücut bulur ve kayıtsız şartsız milletindir .İlk üç maddede laiklik, sosyal eşitlik, kanun önünde eşitlik, cumhuriyet idaresi ve ülkenin bölünmez varlığı konu edilmektedir.Ayrıca yasama, yürütme ve yargı arasında yatay mânâda bir denklik yaratılmış ve bu üç erk biribirinden kesin çizgilerle olmasa da ayrılmıştır. Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'nindir ve bu yetki devredilemez. TBMM için 1961 sisteminin getirdiği çift kanatlı parlamento sistemi terk edilmiş meclis tek çatı altında birleştirilmiştir. Yürütme yetkisi ise aynı zamanda devletin başı olan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na verilmiştir. Hükümler ve Son Hükümler olmak üzere toplam sekiz bölümden oluşur. Olağanüstü hal rejimlerini düzenleyen maddeleri (mad.119, mad.120, mad.121 ve mad.122) ve yine bununla alakalı olarak kısmi bir yasama yetkisi devri sayılabilecek Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ve Olağanüstü Hal (İki çeşit OHAL, sıkıyönetim ve de seferberlik ve savaş hali olmak üzere 4 adet OHAL belirtilmiştir.) dönemlerinde Bakanlar Kurulu'nca çıkarılabilen OHAL KHK'lerinde köklü ve iyileştirici düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca anayasanın sonunda yer alan ekteki geçici 15. madde cunta döneminde yapılmış uygulamaları ve çıkarılmış bulunan yasaların Anayasa'ya uygunluğu bakımından herhangi bir denetimi yasaklamaktadır. Ayrıca 1982 anayasası Kazuistik (her şeyi kuralla çözme yöntemi, ayrıntıcı) bir anayasadır. Araştırma-İnceleme-Derleme Hayrettin KAYA (Huldzar)
Son Güncelleme : 07-02-2010 13:50
|
|
|